ŞİİRLERİM

855979
bugünbugün50
dündün169
bu haftabu hafta840
bu aybu ay3467
tümütümü855979
216Dot73Dot217Dot47
 

2003 Yılı Hac Görevi Hatıraları K.H.

Hacca gittim geçmişti on iki yıl aradan,

Unutan Diyanete hatırlattı Yaradan,

Moralim bozuk idi teklif edilmemişiz,
Faksla bir görev geldi, oldu çok büyük sürpriz,

Bir mutfak göreviydi ayniyatta verilen,
Üç hizmetli daha var benimle gönderilen,

İki bin üç yılında on iki ocak Pazar,
Mukaddes bir beldeye başlayan yolculuk var,

Bir konferans var idi on üçü pazartesi,
Konferans salonunda topladılar herkesi,

Akşam uyuyamadık bozuldu rahatımız,
Salı sabah dörtteydi hareket saatimiz,

İstanbul’dan rötarlı giden uçağa bindik,
On üçü çeyrek geçe ancak Cidde’ye indik,

Gümrük kontrollerinden iki saatte geçtik,
Polisin çoğu çocuk akla karayı seçtik,

Medine’ye yollandık akşam dörtte Cidde’den,
Hicret yolunu tercih etmeye var mı neden?

Usandıran kontroller berbat mola yerleri,
Tahammül edeceksin, artık dönülmez geri,

Çarşamba sabahleyin ulaştık Medine’ye,
Otelimiz ayrılmış Kurban denen bölgeye,

Sabah namazı kıldık peygamberin yanına,
Huşu edep yakışır Muhammed’in şanına,

Huşu ve edep ile ulaştık bu mekana,
Buradan bir pay almak nasip mi her insana?

O kadar yakındır ki Peygamber sırdaşımız,
Her namaz ve niyazda durmadı göz yaşımız,

Perşembe günü gezdik ziyaret yerlerini,
Savaşır gibi gördük ilk İslam erlerini

On yedi Cuma günü kıldık Cuma namazı,
Nasip mi bir kez daha duyabilmek bu hazzı,

İhramları giyindik saat on altılarda,
Arabalar dizilmiş bekliyordu ard arda,

Saat bir Mekke’deydik Cumartesi sabahı,
Herkes hücrelerinde hissediyor Allah’ı,

Tavaf ve Say’a gittik, sabah üç idi saat,
Hiç izdiham yok idi dolaştık rahat rahat,

Fırsat bulduğum zaman tavafa koşuyordum,
Kâbe’ye kavuşmanın hazzını yaşıyordum,

Kurulan ekiplere verilmiş bir çok isim,
Mesfele Ayniyatta görevler kısım kısım,

Yönetimin başıydı Hac İdare merkezi,
Görev taksimi yapıp çalıştırır herkesi,

Harun ÖZDEMİRCİ bey bu merkezin başkanı,
Mutluluğundan belli ilk kez almış bu şanı,

Harun beye yardımcı Enver bey, Mahmut METE,
Şemsettin ULUSAL bey üçüncüydü elbette,

Bu mevsim çalışılır sanki fırtına gibi,
Bir başkan yönetiyor kurulan her ekibi,

Emir komuta ile burada yürür hizmet,
Sanki burda kurulur geçici bir hükümet,

Oluşan ekiplere verilir uygun bir ad,
Kiralama, Rehberlik, fetva, Denetim, irşat,

Yusuf ATICI beydir kiralama başkanı,
Ahmet beyle Ömer bey yardımcısını tanı,

Bir bölge Mahpes-ul cin, üç bölgeydi Mesfele,
Dört sorumlu burada işi almıştı ele,

İbrahim, Bünyamin bey ve Keramettin DEMİR,
Mesfele bölgesinde bunlar sorumlu amir,

Diğeri mahpes-ul cin, sorumlu Tacettin ÖZ,
Cin gibi olduğundan söylemek gerekmez söz,

Rehberlik ekibinin İsmail KÖSE başı,
Becerir ve yok idi yardımcı arkadaşı,

Denetim ekip başı olmuştu Emin BAYAR,
Kontrol ve denetimle işler tutacak ayar,

Doçent Doktor Şamil bey fetva ekibinde baş,
Cömertçe fetvalara gerekmezdi arkadaş,

KAHYAOĞLU meşhurdu, fazla duyulmuş adı,
Ekip başı olarak yapıyordu irşadı,

Muhasebe işinde sağlamdı Ömer SAĞLAM,
Sabri ÜNVER yardımcı, bu işler yürür tamam,

Servis, Sağlık, Oteller ve Ayniyat ekibi,
Gece gün çalışırlar arı kovanı gibi,

Ünal BAYRAMOĞLU bey sorumlu servislerden,
Yardımcı gerekmezdi haberi var her yerden,

Mehmet AYDIN bey idi sağlık ekibi başı,
Yalnızca Yaşar ÇELİK yardımcı arkadaşı,

Hastane teşekküllü, başhekimi dahi var,
Doktor Erol YALÇIN bey burda görevi yapar,

Hizmet verir hastaysan, tedaviyse bahane,
Sekiz sağlık ocağı, büyük bir Hastane,

Oteller ekip başı olmuş İsmail BAYRAK,
Yardımcısız yapardı işlerini alnı ak,

Mustafa BAYRAKTAR ‘dı ayniyatta bayraktar,
Nevzat, Ömer, Yaşar bey üçüydü yardımcılar,

Hava liman ekibi, basın bürosu da var,
Düşünülmüş  burada en ince ayrıntılar,

Hava liman ekibi başkanı Nimetullah,
Hüccac’ı uçururlar yardımcı olsun Allah,

Basının sorumlusu olmuş idi Necdet BAL,
Merceğinden geçecek iyi veya kötü hal,

Ayniyat ekibiydi, iki yüz seksen kişi,
Görev taksimi yapıp yüklenmişler bu işi,

Beş adet vaiz vardı, dokuz adet tercüman,
Ütücü, çamaşırcı, birer adetti bayan,

Büro, bilgisayara bakar ikişer kişi,
Yedi mubayaacı, yapıyor alim işi,

Altı adet depocu, on dört adet şoför var,
Otuz kişi kadardı yemeği dağıtanlar,

Yirmi altı aşçı var, pişirirler yemeği,
Kırk da yardımcıları verir aynı  emeği,

Yemek kontrol memuru on sekiz şef ve sayman,
Yüz mutfak personeli, on bir teknisyen olan,

Dört adet hizmetliyle iki yüz seksen tamam,
Hacı dönene kadar tüm hizmetlere devam,

Birçok arkadaş, dostla tanıştık ayniyatta,
Bu sıcak samimiyet unutulmaz hayatta,

Bir müddet kalmış idik odada üç arkadaş,
Osman AVCI ile ben ve Mustafa KARAKAŞ,

Bu mukaddes beldede sevilmezdi kabalık,
Herkes Osman AVCI’dan görüyordu babalık.

Değerli birçok dost  var, Yaşar, Mustafa, İlhan,
Ali Yaşar ÖZDEMİR, Uşak’lı Lütfi BAŞTAN,

Aşçı yardımcısıydı Şaban’la Ali SELMAN,
Sağ olsun sorarlardı hatırımı her zaman,

Buradaki dostlarım isim isim yazılmaz,
Bunu yapardım ama sayıları değil az,

“Yemek kontrol” görevim, ekibim belirlendi,
Yemekhane mekanın Mahpus-ul Cin’de dendi,

Depolar arasında dolaştım adım adım,
Mutfak malzemesini depolardan topladım,

Ocak yirmi ikiydi yemekhaneyi kurdum,
Ertesi gün öğlede hizmet vermeye durdum,

Mahpes-ul Cin denince hatırla iki tünel,
Ulaşım dört dakika , Harem’e her an git gel,

Yemekhane bulunan oteldi Dar-ür  Rimal,
İstersen odana git, istersen burada kal,

Benim yemek hanemde yiyordu görevliler,
Ağırlıkları kadar onlara verdik değer,

Kafile başkanları ve din görevlileri,
Yiyenler arasında tutar önemli yeri,

Bunlardan başka yine yemek yiyenlerde var,
Sağlık personeliyle büroda çalışanlar,

Bir istisna daha var saydıklarım değil tam,
Otel hizmetlileri görürdü bizde ikram,
   
Yemekhanemde yiyen iki ağır top vardı,
Mustafa KARAHAN’la Ahmet ÇAYIRPINAR’dı,

Yemekhanede yiyen görevli beş yüz kişi,
Yedi kişi ekiple yürütürdük bu işi,

Hemşiresi, doktoru, görevli birkaç bayan,
Verilen hizmetlerden yoktu memnun olmayan,

Din görevlisi idi Rabia’yla  Keziban,
Benim yemek hanemin bunlar gülüydü inan,

Bayanlar yemeğini yiyordu ayrı yerde,
Ayrıcalık sevmeyen biriyle kaldık derde,

Yurt dışından gelen var, havasından geçilmez,
İlmim var zannediyor asla paha biçilmez,

Değerli insanlara nasip olmuştu hizmet,
Yine çağırın bizi her yıl geliriz elbet,

Ekibimle beraber hizmet yapmaya değdi,
Adem ile İsmail ekibimde gözdeydi,

Kâbe ihram giyerken seyrettik  bir Şubatta,
Bu heyecan bir kaç kez yaşansaydı hayatta,

Beş şubat karşıladık Rize hacılarını,
Yüzlerinden okuduk zahmet acılarını,

Mısır ekmeği gelmiş Rize’nin hatırası,
Yoğurtla yenilince yemeklerin alası,

Dokuz şubat akşamı günlerden bir pazardı,
Arafat’a çıkışta büyük heyecan vardı,

On şubat pazartesi yapmıştık Vakfemizi,
Şeytanlar heyecanla bekliyorlardı bizi,

Gece yola koyulduk vardık Müzdelife’ye,
Namazımızdan sonra burda durduk Vakfe’ye,

Şeytana atmak için buradan topladık taş,
Şeytanı kızdırmaya başladık yavaş yavaş,

Mina’da ki Camide kıldık sabah namazı,
Şeytanı taşladık ki Rabbimiz olsun razı,

Şeytan diyordu bize, “neden atarsınız taş”,
Daha dün memlekette değilmiydik arkadaş,

İzdihamla oluyor şeytan taşlama işi,
İlk günü izdihamdan öldü onlarca kişi,

Bayram gününden sonra başladı sevkıyatlar,
Yine başlayacaktı bol şeytanlı hayatlar,

Yirmi iki şubatta gitmiştik Nur dağına,
Derman yoktu çıkmaya ayağımın bağına,

Adem ile İsmail çıktı ben çıkamadım,
Nefesim tutulmuştu atamıyordum adım,

Her tarafı kayalık yoktu bitki örtüsü,
Endonezya’lılardı bu yamaçların süsü,
 
Bir Nur’u ağırlamış bu yalçın sarp kayalar,
Bu kızgın kayalarda “mucize” makiler var,

Bu dağın tepesine ulaşmaktı hayli zor,
Hatıra resim için deve çıkmış bekliyor,

Şimdi bu kayalarda uçar kara kargalar,
Bu dağın yamacında Romen mahallesi var,

Gelen vahiyler bitmiş yalnızca ilham kalmış,
İlhamdan büyük payı burda keçiler almış,

Bu dağlarda keçiler kayaları yalıyor,
Koca memeleri var ilhamdan süt damlıyor,

Bu mübarek mekana gitmemiştik nafile,
Bizde buradan döndük büyük bir ilham ile,

Ancak yağmur yağmıştı, yirmi beş şubat salı,
Soğuktan titrer gibi oldu herkesin hali,

Yirmi yedi şubatta, öğlede yedik son kez,
Eşyaları topladık daha durmak gerekmez,

Yükledik eşyaları taşıdık depolara,
Veda tavafımızı yapmış olduk bu ara,

Son cuma namazına gitmiştik Beytullah’a,
Dilek ve duamızı arz etmiştik Allah’a,

Akşam saat altıda Cidde’ye hareket var,
Kırk beş gün gurbetteydik yeter dedik bu kadar,

Cumartesi sabahı üç buçukta uçmuştuk,
Dolmuş tipi hareket eden uçağa düştük,

Cidde’den Adana’ya, oradan İstanbul’a,
İstanbul’dan aktarma olarak girdik yola,

Hava yolculuğumuz bitmişti Ankara’ya,
Hele şükürler olsun neyse indik karaya,

Artvin otobüsüyle Rize’ye hareket var,
Göze uyku girer mi eve gelene kadar?

Bu mukaddes yolculuk böylece kısa bitti,
Ömrümüzden kırk beş gün artı puanla gitti.  K.HOŞOĞLU    03.07.2003

(Kafiyeli Hoş Hatıralar ve Şiirler kitabından)

 

Paylaşım ...

 Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (Hiçbir şey O’na gizli kalmaz.) O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar, O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Hadis-i Şerif

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"iman bakımından müminlerin en mükemmeli, ahlâkça en güzel olanlar ve ailesine en güzel davrananlardır."
Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

Bir Ayet ve Anlamı

zann


Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler.Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler.  Birbirinizi karalamayın,  Birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne  kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. HUCURAT;11
 
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının.Çünkü zannın bir kısmı günahtır.Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın.Birbirinizin gıybetini yapmayın.Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İştebundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.   HUCURAT ;12

Kafiyeli Veciz Sözler

Yapraklar çok meyve az, bu doğanın yasası,
Çok söz, az iş üretmek insanların hatası.

Büyük nasihatine her zaman gerek vardır,
Sözü altın olanın sükutu intihardır.

Eğer işi düşerse birinin  insanlara,
İnsan avlamak için en iyi yemdir para.

Get more Joomla!® Templates and Joomla!® Forms From Crosstec
Design Downloaded from free Joomla templates | free website templates | Free PSD Files | Funny Soccer Videos.