ŞİİRLERİM

856004
bugünbugün75
dündün169
bu haftabu hafta865
bu aybu ay3492
tümütümü856004
216Dot73Dot217Dot47
 

Prof.Dr.Mehmet GÖRMEZ'e K.HOŞOĞLU

Hoş safa Sayın Hocam Prof.Dr.Mehmet GÖRMEZ

Kutlu Doğum Programı gerektirir hazırlık,
Görüşüldü sağlandı kurumlar ile birlik.

Müftüm Yusuf DOĞAN’dı bilinen büyük aktör,
Böyle organizeler onun için değil zor.

Üniversitemizin konferans salonunda,
Programı başlatmaya karar kıldı sonunda.

Sene iki bin on dört, on üç nisan gün Pazar,
Ankara’dan Rize’ye kutlu bir yolculuk var.

Akşam on sekiz beşte Ankara’dan hareket,
Hocam eşi olmadan yola çıkmazdı elbet,

On dokuz kırk beşlerde Trabzon’a varıldı,
Geceyi Trabzon’da kalmaya karar kıldı.

Hareket var Rize’ye sabahın dokuzunda,
Kutlu Doğum Programı başlayacaktı onda.

Başkan, müdür, bürokrat  teşrif etmişti bir bir,
Gönül veren halkımız beklemekteydi hazır.

On da teşrif etmişti çok muhterem hocamız,
Kendini bekliyorduk büyük heyecanla biz.

Salonu doldurmuştu çok samimi insanlar,
Peygamber aşıkları, hepsi de inananlar.

Müftüm Yusuf Bey yaptı açış konuşmasını,
Hasan KARAL bey sildi kulakların pasını.

Ardından sayın Valim bizlere hitap etti,
Teşekkür konuşması memnun etmeye yetti.

Herkeste bir heyecan, zaman geçiyordu tez,
Konuşmacı  hocamız söz aldı Mehmet GÖRMEZ.

“Ne zaman ki hocamız konuşmaya başladı,
Savtul hamire benzer bir ses kaçırdı tadı.

Konferans ahengine gelmesin diye halel,
Çıkartıldı salondan zorla yere paralel.

Defalarca söz verdi, çıkmayacaktı sesi,
Ne yazık ki olmuştu paralel malzemesi.

Başkanım tanımazdı, biz tanırız kendini,
Kendini zannediyor sanki o kurmuş dini.

Başkanımız üzüldü onu normal sanarak,
Acep neden yapmıştı, içinde kaldı merak.

Sonra da adam sayıp gitti ziyaretine,
Gönlünü hoş ederek memnun etmişti yine.

Yıllarca bu haliyle onu çekiyoruz biz,
Rize’liler adına çok çok özür dileriz.”

Diyanet İşlerinin Başkanıydı Hocamız,
Her zaman kendisiyle şeref duyuyoruz biz.

Sanki hipnoz ederek konsantre etti bizi,
On dört asır geriye  götürdü hepimizi.

Dolaştık hocamızla o kutsal beldelere,
Basıyorduk peygamber ayak bastığı yere.

Öyle dalmış idik ki o günü yaşıyorduk,
Tarifi mümkün değil, bir duygu taşıyorduk.

Mekke’den doğan güneş Medine’de yükseldi,
Kainatı kaplayan tüm karanlığı deldi.

O nurun ışığında kolkola yürüyorduk,
Ruhumuz gezer iken bedenen duruyorduk.

Gezgin ile gezinmek ne kadar güzel bir his,
Kimseyi görmüyorduk, kaplamıştı sanki sis.

Misallerle anlattı “Ne demek samimiyet”,
Doğruluğa ve dine teslim olmaktır elbet.

Ankara’nın rüzgarı esti kara denize,
Kutlu doğumda en çok mutluluk verdi bize.

Kutlu doğum programı özlemle beklenirdi,
Muhammed aşkı için her şeye gül denirdi.

Bu hafta sebebiyle gülüyordu yüzümüz,
Güllere benziyordu özümüz ve sözümüz.

Bu haftayı kutlamak olmuş herkesin derdi,
Tüm etkinlikler için Başkanım start verdi,

Sonra kahvaltı için geçildi Dedemana,
Yemek yemek vacipti midesi aç olana.

Oradan da geçildi il kültür merkezine,
Sergilerle ilgili açılış vardı yine.

On üç otuzda vardı önemli bir açılış,
Klasik sanatları sergilemek de bir iş.

Burda sergiyi açtı hocamız Mehmet GÖRMEZ,
Sanat nedir sorarsan gel de bu sergiyi gez.

Toplantı tertiplendi açılışın ardından,
Akademisyenlerdi toplantıya katılan.

Üniversitedeydi bu toplantının yeri,
Katılanlar yüzünden çok yüksekti değeri.

Akşam on yedide var bayanlara konferans,
Hatip Hatice GÖRMEZ bizim için büyük şans.

Hatice Hanım idi Başkanımızın eşi,
Gönüllere kazımak onun en güzel işi.

Anlattı, anlaşıldı samimiyet olgusu,
Samimiyet denen şey müminin güzel süsü.

“Kabe’nin kucağında samimiyet” ne demek ?
Mazisini anlattı başından sonuna dek.

Bir konuyu işlemek sanmayın kolay iştir,
Tüm Rize’li bayanlar çok çok memnun kalmıştır.

Saat ondokuzlarda yolculuk Trabzon’a,
Böylece ermiş olduk bu akşam mutlu sona.

Kusurumuza bakma bizleri kabul et tam,
Kurum ve halk olarak çok teşekkürler hocam.

15/04/2014   Kamil HOŞOĞLU

Paylaşım ...

 Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (Hiçbir şey O’na gizli kalmaz.) O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar, O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Hadis-i Şerif

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.
Müslim, İmân, 95.

Bir Ayet ve Anlamı

HUCURAT 9



Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.   HUCURAT 9

Kafiyeli Veciz Sözler

Aklını kullananlar akıllıdır büsbütün,
Başkasının aklını kullanan daha üstün.

Akıllı olunmada önem şurada saklı,
Yerinde, zamanında kullanabilmek aklı.

Yeryüzünden yok olsa, kalksa bile akıllar,
Akılsız olduğuna sanmam inanan çıkar.

Doğru işlemiyorsa, keskinlik neye yarar,
Yanlış işleyen aklın keskinliğidir zarar.

Aptal olan kimseler en akıllı benim der,
Akıllı olan ise hep aptalım zanneder.
 
Daha akil olmaya çalışmayan her kişi,
Gerçekten bir ahmaktır, cahil kalmaktır işi.

Kim aklıyla övünür, benim çok aklım var der,
Hücrem rahat, geniştir diyen mahkuma benzer.

Zaman ve neşenizi sizlerden bir bir çalar.
En zararlı hırsızlar bilin ki akılsızlar,

Get more Joomla!® Templates and Joomla!® Forms From Crosstec
Design Downloaded from free Joomla templates | free website templates | Free PSD Files | Funny Soccer Videos.