





![]() | bugün | 44 |
![]() | dün | 169 |
![]() | bu hafta | 834 |
![]() | bu ay | 3461 |
![]() | tümü | 855973 |












Milyonlarca mülteci Suriyeli ülkemizde barınmaktadır. Bunlar bizim akrabalarımız, soydaşlarımız, din kardeşlerimiz, komşularımızdır.
Ben sizi başka bir pencereden bunlara bakmaya davet ediyorum.
Aslında bunların ülkemize gelişlerini büyük bir fırsata çevirebiliriz.
Nasıl mı diyeceksiniz?
Birinci dünya savaşında karşımızda bulunan bütün devletler Müslüman asıllı askerleri savaşlarda Osmanlıya karşı ön cephelere sürerek hem Müslümanları zaafa uğratmak istemişler, hem de kendi askerlerini ölümlerden korumaya çalışmışlardır. Tarihi vesikalarla sabittir.
Biraz düşünecek olursak ki; O ülkelerdeki bu Müslüman askerler o gavurların ülkelerinde İslami araştırıp Müslüman olmamışlardı. Onlar o ülkelere göç eden, iltica eden, haritaların değişmesiyle kalmaya mecbur kalan ve geçinebilmek için paralı asker olmaya mecbur bırakılan Müslüman çocukları idi.
Şimdi ise İslam ülkelerine karşı menfaatleri uğruna savaştıracak, terörizm hareketlerinde kullanabilecekleri pek nüfusları kalmadığından göç eden Suriyelilere bir müddet sonra kimliklerini unutturup paralı asker yaparak yine Müslüman ülkelere karşı kullanacaklardır.
Bunları kendi ülkelerinden göçe zorlamalarının bir başka nedeni de budur. Türkiye’de el bebek gül bebek yaşayabilirken ölümüne de olsa bunları Avrupa’ya gitmeye zorlayan bir el vardır.
Gavurun stratejisi gavurluktur. Ucuz organ, ucuz işçilik, seks köleliği, hizmetçilik, Dinlerini unutturma, Hıristiyanlaştırma, paralı asker olarak kullanma, Müslümanlara karşı terör hareketlerinde kullandırma v.s. gibi bir çok neden vardır. Fazla gidişlerden de rahatsız oluyorlar. Çünkü fazla gidişler onları sosyal açıdan etkilemektedir.
Gavur ülkelerine giden her Müslüman Suriyeli ileride gavur ülkeleri tarafından Türkiye’nin karşısına olumsuz bir unsur olarak çıkartılacaktır. Çünkü onları kültür erozyonuna uğratacaklardır ve beyinlerini yıkayacaklardır.
Bize Türkiye olarak düşen şeyin şu olduğuna inanıyorum;
Bunları nasıl nasıl barındırıyoruz. Bunlardan kadın-erkek gönüllü yüzbin kişi kadarını asgari ücretle şuurla eğiterek, ülkelerini talan eden kişilere karşı bilinçlendirerek ülkelerini kurtarmaları için süper bir silahlı komando eğitimden geçirmeliyiz.
Artık onlar kendilerine özgüvenleri olduğunda, kendi iradeleri ile ülkelerini kurtarabilirler. Hem de yollarda telef olma uğruna gavur ülkelerine gitmeye uğraşmazlar.
Herkes rakip devletini terörizmle sindirmeye çalışırken biz de elimizin altındaki halklara kendi haklarını alma yöntemlerini öğretmemiz en ülvi görevimiz olduğunu düşünüyorum. Hem de vaciptir. 03/03/2016 K.H.
Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.
Buhârî, Edeb, 57, 58.
Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler.Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, Birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. HUCURAT;11
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının.Çünkü zannın bir kısmı günahtır.Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın.Birbirinizin gıybetini yapmayın.Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İştebundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. HUCURAT ;12
Güzel aynaya aşik, aynalar güzel yüze,
Güzel- çirkin misali benzer gece gündüze.
Yelkenli, rüzgarlardan gitme gücünü alır,
Rüzgarlar esmeyince gemi gidemez, kalır.
Rüzgardan medet umma motorlu bir gemi ol,
Gücünü özünden al, sağlam kat edersin yol.
Arkana alamazsan eğer esen rüzgarı,
Yelkenini ayarla esen rüzgara bari .