ŞİİRLERİM

903616
bugünbugün621
dündün360
bu haftabu hafta2361
bu aybu ay7574
tümütümü903616
216Dot73Dot217Dot165
 

Bir Caminin Öyküsü

Kabe ölçülerinde bir cami.
Bir keramet mahsulü olarak addediliyor ama yaptıranların niyetlerini Allah bilir.
Diyorum ki şu İsmail ağa camiinin yapılışına dair efsanelere bir bakalım. O tarihe doğru biraz yolculuğa çıkalım.Tıpatıp Kabe ölçülerinde 1723 yılında yapılmış. Yani hiçbir duvarının ölçüsü diğeriyle eşit değildir.

Caminin yapılışının biraz öncesinden bakalım…

Osmanlının Şeyhulislamlarından Şeyhul islam Feyzullah Efendi, kendisini seyyid ilan etmesi ve buna çevresini inandırması, Padişahın çocukluk dönemi hocası olması hasebiyle padişahın kendisine gösterdiği saygıyı kötüye kullanarak padişahı avucunun içine alması, devlette aşırı derecede ve usulsüz kadrolaşması, ardından Osmanlı Devletini ele geçirmeye çalışması nedeniyle bütün tepkileri üzerine çekip parçalanarak feci bir sonla hayatının sona erdirilmesi ile bilinen şahıstır. Osmanlı Devletini ele geçirmeye çalışması ile vatan haini, diğer taraftan yandaşlarınca da tasavvuf ehli büyük bir zat olarak görülmüştür.

Yani sözün kısası Osmanlının Şeyhulislam Feyzullah Efendisi tıpkı Cumhuriyetin Fethullah efendisi misalidir. Günümüzden arkaya bakıldığında bu şahsın yaptıkları, hal ve hareketleri birileri tarafından FETÖ örgütü gibi görülmesine rağmen birileri tarafından da büyük zat, Allah dostu, tasavvuf erbabı gibi görülmektedir. Herkes tarihi kaynaklardan çokca  okuyup gerçekleri öğrenebileceğine inanıyorum.

İsmailağa camiinin banisine sözü getirmek istiyorum.

Bir internet sitesinde İsmailağa camiinin banisi hakkında şöyle yazılmaktadır.

“İlk derslerini babasından alan İshak daha sonra çeşitli ilimleri tahsil etti, Ankaravî Mehmed Efendi’den mülâzım oldu ve 1699 da “Şeyhul islam Feyzullah Efendinin de hazır bulunduğu bir imtihanda Ebûishak İsmâil (Naim) Efendiye  başarılı olarak müderrislik pâyesi verilir. İstanbul’un çeşitli medreselerinde müderrislik görevleri sırasında teftiş ve kısmet hizmetlerinde de bulunan Ebûishak İsmâil (Naim) Efendiye  İzmir mevleviyeti verilir.”  Deniyor.

Yani, sünni değil Mevlevi tarikatının nişanesini alıyor. (Anlayan anlar, anlamayana siz anlatın.) Fetö misali Feyzullah Efendi devletin dini yönetimini ele geçirmiş ya, köşe başlarına yerleştirdikleri adamlarıyla büyük oynamaya başlar ki Ebû ishak İsmâil (Naim) Efendi’de imtihanda kazandırdıkları kimseler arasındadır.

Ebû ishak İsmâil (Naim) Efendi 1723 yılında santimi santimina köşe ve yükseklikleri Kabe’nin ölçülerinde bir cami yaptırır. (Bu günkü İsmailağa Camii). Kabe’nin ölçülerinde yapılmasını da bu gün bir keramet gibi algılayan Müslümanlarımız vardır.

İzmir mevleğiliği payesi verilen bu zat bu camiyi yaptırıyor. Bu zatı da Peygamber soyundan olduğunu iddia eden Feyzullah Efendi imtihanda kazandırmış, makam sahibi yapmış. Ondan sonra da hep şii inançlı kişiler bu güzergah üzerinden Nakşibendiliğe hizmet etmiş.

Yıllar sonra harabe olan bu camiyi Kabirden çıkan bir el işaret ederek onarılmasını istemiş. Kalp gözü keşfe açık zatlardan birisi de  rüyasında kabirden çıkan o eli görmüş ve nihayet cami onarılmış. Sonra peygamber soyundan olan ‘Mahmut Efendi Of’tan kalkıp gelmiş ve bu camide görev yapmış. Buna bir keramet olarak inanılıyor. Bundan önceki keramet, Mahmud Efendiye daha Bandırma’da askerlik yaparken Ali Haydar efendinin gidip arayıp bulup görevi tevdi etmesi olsa gerek. Çünkü o da ta Ahıska’dan kalkıp gelebilmişti. Peygamber soyundan olduğu söylenen Ali Haydar Efendi için bu güzergahta bir keramet ehlini bulmak zor olmaz herhalde. Ondan önce Peygamber soyunda gelen İsmet Garibullah Efendi de ta Bulgaristan’ın  Yanya kentinden bu güzergaha kalkıp gelmesi de bir keramet olarak görülmüş herhalde.

Bulgaristan’ın Yanya kentinden, Ahiska’dan, Of’tan,  kalkılıp gelinebiliyor da Peygamberimizin asıl soyundan olan Tunceli’deki seyyidan aşiretinden,  bu unvanın gerçek sahipleri olan kimselerden bu hizmetlere neden erbab bulunamıyor?

Demek ki bir amaç uğruna unvanı yakıştırmak yeterli oluyormuş?

Neden Şia görüşlü olanlar Seyyidlik unvanını ön plana çıkararak amaçlarına ulaşmak isterler de asıl unvan sahipleri nazari itibara alınmaz. Çünkü dini duyguları istismar etmek en kolay yoldur.

Geçmiş tarihe bakacak olursak ; Şia inancına sahip Karmatiler 930 senesinde Kabe’yi yıktıkları, Mekkeyi yağmaladıkları, hacılari kılıçtan geçirdikleri zaman bizim kıblemiz Kudüs’dur demediler mi ?

Abdulkadir Geylani Hazretlerine atfedilen “Fuyuzati Rabbani “ isimli kitabın 61-74. Sayfaları arasında bazı fikirlerde;

“Benim kabrim Beytullah’dır, gelen onu ziyaret eder.”
“Ona seğirtir de izzet ve Rıfat ile yüce makama erişir.”

“Benim ocağımı tavaf et yedi defa, emânıma sığın!
Her yıl beni ziyâret için meşguliyetten sıyrıl!”
“Bana doğru haccedip gelin, evim kurulu bir kâbe.
Beytin sâhibi yanımdadır, koruluğu haremimdir.”
“Her KUTUB tavaf eder Beytullah’ı yedi defa.
Ben ise Beyt’in kendisiyim çadırımı tavaf ediciyim.”  Vs. yazmıyor mu?

Şimdi gelelim bir kişinin kendi mülkünde, tamamen Kabe ölçülerinde bir cami yaptırması ile  yukarıdaki ifadeler arasında bir bağ, bir ilişki yok mu?

Kabe’ye alternatif olarak yaptırılmış olup olmadığı konusunda araştırmalar yapmak gerekmez mi? Bir caminin Kabe ölçülerinde yaptırılması keramet olarak görülebilecek bir durum mudur?

Ayrıca kabirden çıkıp İsmailağa camiini işaret eden o el var ya, o eli kalp gözü keşfe açık zatlardan hem de rüyasında görenin kim olduğu önemli.

Birileri “Kabirden bir el çıktı, onu kalp gözü keşfe açık zatlardan birisi rüyasında gördü. Şöyle idi böyle idi” gibi söylemlerle insanları amaçları doğrultusunda kullanabilmek için bir algı operasyonu yapılmaktadır.
Bu algı İran’dan doğan, Hinduizmle ve Buzizmle harmanlanan Nakşibendiliğin inançlarını Sünnilere yutturmak, itikadı inanç sistemlerini dejenere etmek, insanları aldatıp bir yerlere inandırıp bağlamak için uydurulan klişeleşmiş deyimdir. Tasavvufun tarihine bakıldığı zaman yüzyıllardır tasavvuf cephesinde insanları saflaştırıp amaçları doğrultusunda kullanmak için bu tabir hep kullanılmıştır. Gerçek Allah dostlarına diyecek laf asla yoktur.

Diyeceğim şudur ki; Kıblemiz olan Kabe’de Müslümanların birliğini tesis etmek için mi Kabe ölçülerinde bir cami yapılmış, yoksa Kabe’ye alternatif olması amacıyla mı yapılmış?

Bu fay hattındaki hareketlerden Müslümanlar fayda mı görüyor, zarar mı görüyor? Dış güçler bu fay hattını harekete geçirebiliyorlar mı geçiremiyorlar mı?

Vatikanın “Türkiye’deki cemaatler Vatikan’a bağlı çalışırlar” ifadelerini nazari itibare almak gerekir mi gerekmez mi ? diyorum.

 Düşünmekle, akletmekle ilgili Kur’an ayetlerine bir inanabilsek ne güzel olurdu. Yüce Allah “ Ya Eyyühelleziine amenüü aminuu billahi “ Yani Ey iman edenler Allah’a iman ediniz…niçin demiş bir düşünebilsek. Bu iman ettiğini sananlara ikaz mahiyetindedir. Kur’anın peşine gitmeyip, kabirden bir el çıksa da bir yol gösterse de ben o yolu takip etsem diye bekleyenlere ikazdır diye düşünüyorum. K.H.    14/08/2017

Paylaşım ...

 Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (Hiçbir şey O’na gizli kalmaz.) O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar, O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Hadis-i Şerif

Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.
Buhârî, Edeb, 57, 58.

Bir Ayet ve Anlamı

CİNN -1-

De ki: “Cinlerden bir topluluğun (Kur'ân) dinlediği, sonra: “Biz gerçekten harika, güzel bir Kur'ân işittik.” dedikleri bana vahyedildi.”

Kafiyeli Veciz Sözler

Dünyada en güzel şey biliniz ki adalet,
Liderlerde olursa daha güzeldir elbet.

Savaşla, kılıçlarla alınsa da ülkeler,
Onları ancak korur adaletli ilkeler.

Haksızlar adaleti haksızlık gibi sanır,
Suçsuz olduklarına insanlar hep inanır.

Get more Joomla!® Templates and Joomla!® Forms From Crosstec
Design Downloaded from free Joomla templates | free website templates | Free PSD Files | Funny Soccer Videos.